Gulum
New member
Bir diğer önemli nokta da geçmiş yıllardaki sonuçların geleceği garanti etmemesidir. Geçen dönem bir kadroya belirli bir puanla yerleşilmiş olması, aynı kurumda sonraki dönem aynı sayıda kadro açılacağını veya aynı puanla yerleşileceğini göstermez.
Benim burada önerim, hedef puanı belirlerken geçmiş taban puanları bir tahmin aracı olarak kullanmak, fakat bütün hazırlığı tek bir puan sınırına bağlamamaktır. Sınav hazırlığı ile tercih stratejisi birlikte yürütülmelidir.
4. EKPSS ile atama nasıl yapılıyor?
Süreçte ilk dikkat edilmesi gereken konu, eğitim düzeyidir. Ortaöğretim mezunları kendi öğrenim düzeyleri için açılan kadroları değerlendirmelidir. Lisans mezunu bir adayın başvuru şartları ile lise mezunu bir adayın tercih edebileceği kadrolar aynı olmayabilir.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının yayımladığı Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı ve Engellilerin Devlet Memurluğuna Alınmaları Hakkında Yönetmelik, yerleştirme sürecinin temel kurallarını açıklar.
Yönetmeliğe göre ortaöğretim, ön lisans ve lisans mezunlarının memur kadrolarına yerleştirilmesinde EKPSS puanları kullanılır. Yerleştirme, ilan edilen kadrolar ve adayların tercihleri dikkate alınarak yapılır. Puan eşitliği gibi durumlarda uygulanacak öncelik kuralları da mevzuatta düzenlenmiştir.
Genel olarak adayın izlemesi gereken yol şöyledir:
1. EKPSS başvuru ve sınav koşullarını incelemek.
2. Kendi eğitim düzeyine uygun sınava katılmak.
3. Tercih döneminde yayımlanan güncel kılavuzu açmak.
4. Ortaöğretim kadro tablosundaki özel şartları tek tek kontrol etmek.
5. Şartlarını taşıdığı kadroları, kendi önceliklerine göre sıralamak.
6. Tercihlerini belirtilen süre içinde resmî sistem üzerinden tamamlamak.
7. Yerleştirme sonucunu takip ederek kurumun atama için istediği belgeleri hazırlamak.
Ayrıca EKPSS ile kura sistemini birbirine karıştırmamak gerekir. Bakanlığın ilgili yönetmeliğinde EKPSS, ortaöğretim, ön lisans ve lisans düzeyindeki adaylar için düzenlenirken kura usulü daha alt eğitim düzeyleri için tanımlanır. Dolayısıyla lise mezunlarının genel yerleştirme sürecinde esas alınan yöntem EKPSS puanıyla yapılan yerleştirmedir.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kamuda engelli memur ve işçi istihdamına ilişkin sık sorulan sorular sayfası da incelenebilir. Burada sınav sonuçlarının geçerliliği ve yerleştirme sonrasındaki işlemler hakkında açıklamalar yer almaktadır.
5. Engelli raporu ve engel grubu yapılacak işi etkiler mi?
Bu konu, tercih yaparken en fazla dikkat edilmesi gereken noktalardan biridir. Çünkü EKPSS'de yerleşmek kadar, yerleşilen görevde sağlıklı ve sürdürülebilir biçimde çalışabilmek de önemlidir.
Bir adayın engel durumu, yapabileceği bütün işleri otomatik olarak belirlemez. Örneğin ortopedik engeli bulunan bir kişi bilgisayar üzerinden yürütülen büro işlerinde başarılı olabilir. İşitme engelli bir aday yazılı iletişimin yoğun olduğu bir görevde verimli çalışabilir. Görme engelli bir aday da uygun erişilebilirlik teknolojileri ve gerekli düzenlemeler sağlandığında bilgisayar destekli işlerde görev yapabilir.
Bunlar genel örneklerdir; her bireyin ihtiyaçları ve her işin koşulları farklıdır. Bu nedenle yalnızca engel grubuna bakarak bir mesleği uygun veya uygunsuz ilan etmek doğru olmaz.
Özellikle hizmetli kadroları söz konusu olduğunda görev tanımının ayrıntılarına bakılmalıdır. Bazı görevler uzun süre ayakta kalmayı, bina içinde hareket etmeyi veya fiziksel destek işlerini içerebilir. Bazıları ise farklı ağırlıklarda yardımcı hizmetlerden oluşabilir. Kadronun adına bakarak günlük işin tamamını anlamak mümkün değildir.
Burada önemli olan, adayın hem kadronun resmî şartlarını karşılaması hem de görev ortamının ihtiyaçlarına uygun düzenlemelerin değerlendirilmesidir. Kamu kurumlarında erişilebilirlik, iş sağlığı ve güvenliği ve makul düzenleme ihtiyacı bu açıdan birlikte düşünülmelidir.
Forumda bu konuyu konuşurken şu soruyu da sormak gerekir: Bir kadronun şartlarını karşılayan adayın çalışma ortamının erişilebilir olması için kurumların sorumluluğu ne olmalıdır? Bence bu, yalnızca adayın tercih meselesi değil, çalışma hayatının eşitlik ve erişilebilirlik boyutuyla da ilgili bir konudur.
6. Memuriyet masa başı işten mi ibaret?
Kamu memurluğunun rahat ve tamamen masa başında geçen bir çalışma hayatı olduğu düşünülür. Fakat bu, bütün kadrolar için geçerli değildir.
Büro personeli ağırlıklı olarak bilgisayar, belge, yazışma ve kayıt işlemleriyle ilgilenebilir. Buna karşılık bazı destek hizmetlerinde hareketlilik daha fazla olabilir. Danışma veya vatandaşlarla iletişimin yoğun olduğu birimde çalışan personelin gün içinde daha fazla insanla görüşmesi gerekebilir.
İşin niteliğini değerlendirirken dört ayrı başlığa bakmak faydalıdır:
- Fiziksel koşullar: Uzun süre oturma veya ayakta kalma, bina içinde hareket etme ve iş yerinin fiziksel erişilebilirliği.
- Zihinsel yük: Dikkat gerektiren kayıt işlemleri, yoğun evrak takibi ve aynı anda birden fazla işi yönetme ihtiyacı.
- Sosyal yük: Vatandaşlarla, çalışma arkadaşlarıyla ve yöneticilerle iletişim kurma sıklığı.
- Kurumsal düzen: Çalışma saatleri, görev dağılımı, ulaşım imkânları ve birimin iş yoğunluğu.
Örneğin bilgisayar başında çalışan bir personelin fiziksel hareket ihtiyacı daha az olabilir; ancak gün boyu dikkatini koruması ve hata yapmadan kayıt tutması beklenebilir. Vatandaşlarla iletişim kuran bir personel ise daha hareketli bir iş ortamına sahip olabilir, fakat iletişim ve problem çözme becerilerini daha fazla kullanabilir.
Bu nedenle “Hangi kadro daha rahat?” sorusuna tek bir cevap vermek yerine “Benim ihtiyaçlarıma, becerilerime ve günlük yaşamıma hangi kadro daha uygun?” sorusunu sormak daha sağlıklıdır.
7. Erkekler ve kadınlar tercih yaparken nelere dikkat etmeli?
Meslek seçimini cinsiyete göre kalıplara ayırmak doğru değildir. Erkeklerin tamamı fiziksel işlere, kadınların tamamı ise insan ilişkilerinin yoğun olduğu görevlere yönelmez. Her bireyin becerileri, beklentileri, sağlık koşulları ve ailevi sorumlulukları farklıdır.
Bununla birlikte adayların yaşam koşulları tercihlerini etkileyebilir. Örneğin başka bir şehirde yaşamaya hazır olan bir aday, daha geniş bir tercih alanına sahip olabilir. Ailesine yakın kalmak isteyen veya düzenli sağlık hizmetine erişimi önemseyen bir aday içinse görev yerinin konumu daha belirleyici olabilir. Bu durum hem kadın hem erkek adaylar için geçerlidir.
Bazı adaylar için maaş, ulaşım masrafı ve ekonomik bağımsızlık ön plandayken bazıları için erişilebilir bina, destekleyici çalışma ortamı ve sosyal hayata katılabilmek daha önemlidir. Çoğu kişi açısından bu beklentiler bir arada bulunur.
Örneğin İstanbul'da ailesiyle yaşayan bir adayın başka bir şehirde atanması, ilk bakışta memuriyet hedefine ulaşmak anlamına gelebilir. Ancak kira, ulaşım, sağlık hizmetlerine erişim ve aile desteğinden uzak kalma gibi etkenler gerçek yaşam maliyetini artırabilir. Öte yandan bulunduğu şehirde atanmak, günlük yaşamı ve sosyal desteği korumasını kolaylaştırabilir.
Benim burada önerim, hedef puanı belirlerken geçmiş taban puanları bir tahmin aracı olarak kullanmak, fakat bütün hazırlığı tek bir puan sınırına bağlamamaktır. Sınav hazırlığı ile tercih stratejisi birlikte yürütülmelidir.
4. EKPSS ile atama nasıl yapılıyor?
Süreçte ilk dikkat edilmesi gereken konu, eğitim düzeyidir. Ortaöğretim mezunları kendi öğrenim düzeyleri için açılan kadroları değerlendirmelidir. Lisans mezunu bir adayın başvuru şartları ile lise mezunu bir adayın tercih edebileceği kadrolar aynı olmayabilir.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının yayımladığı Engelli Kamu Personel Seçme Sınavı ve Engellilerin Devlet Memurluğuna Alınmaları Hakkında Yönetmelik, yerleştirme sürecinin temel kurallarını açıklar.
Yönetmeliğe göre ortaöğretim, ön lisans ve lisans mezunlarının memur kadrolarına yerleştirilmesinde EKPSS puanları kullanılır. Yerleştirme, ilan edilen kadrolar ve adayların tercihleri dikkate alınarak yapılır. Puan eşitliği gibi durumlarda uygulanacak öncelik kuralları da mevzuatta düzenlenmiştir.
Genel olarak adayın izlemesi gereken yol şöyledir:
1. EKPSS başvuru ve sınav koşullarını incelemek.
2. Kendi eğitim düzeyine uygun sınava katılmak.
3. Tercih döneminde yayımlanan güncel kılavuzu açmak.
4. Ortaöğretim kadro tablosundaki özel şartları tek tek kontrol etmek.
5. Şartlarını taşıdığı kadroları, kendi önceliklerine göre sıralamak.
6. Tercihlerini belirtilen süre içinde resmî sistem üzerinden tamamlamak.
7. Yerleştirme sonucunu takip ederek kurumun atama için istediği belgeleri hazırlamak.
Ayrıca EKPSS ile kura sistemini birbirine karıştırmamak gerekir. Bakanlığın ilgili yönetmeliğinde EKPSS, ortaöğretim, ön lisans ve lisans düzeyindeki adaylar için düzenlenirken kura usulü daha alt eğitim düzeyleri için tanımlanır. Dolayısıyla lise mezunlarının genel yerleştirme sürecinde esas alınan yöntem EKPSS puanıyla yapılan yerleştirmedir.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kamuda engelli memur ve işçi istihdamına ilişkin sık sorulan sorular sayfası da incelenebilir. Burada sınav sonuçlarının geçerliliği ve yerleştirme sonrasındaki işlemler hakkında açıklamalar yer almaktadır.
5. Engelli raporu ve engel grubu yapılacak işi etkiler mi?
Bu konu, tercih yaparken en fazla dikkat edilmesi gereken noktalardan biridir. Çünkü EKPSS'de yerleşmek kadar, yerleşilen görevde sağlıklı ve sürdürülebilir biçimde çalışabilmek de önemlidir.
Bir adayın engel durumu, yapabileceği bütün işleri otomatik olarak belirlemez. Örneğin ortopedik engeli bulunan bir kişi bilgisayar üzerinden yürütülen büro işlerinde başarılı olabilir. İşitme engelli bir aday yazılı iletişimin yoğun olduğu bir görevde verimli çalışabilir. Görme engelli bir aday da uygun erişilebilirlik teknolojileri ve gerekli düzenlemeler sağlandığında bilgisayar destekli işlerde görev yapabilir.
Bunlar genel örneklerdir; her bireyin ihtiyaçları ve her işin koşulları farklıdır. Bu nedenle yalnızca engel grubuna bakarak bir mesleği uygun veya uygunsuz ilan etmek doğru olmaz.
Özellikle hizmetli kadroları söz konusu olduğunda görev tanımının ayrıntılarına bakılmalıdır. Bazı görevler uzun süre ayakta kalmayı, bina içinde hareket etmeyi veya fiziksel destek işlerini içerebilir. Bazıları ise farklı ağırlıklarda yardımcı hizmetlerden oluşabilir. Kadronun adına bakarak günlük işin tamamını anlamak mümkün değildir.
Burada önemli olan, adayın hem kadronun resmî şartlarını karşılaması hem de görev ortamının ihtiyaçlarına uygun düzenlemelerin değerlendirilmesidir. Kamu kurumlarında erişilebilirlik, iş sağlığı ve güvenliği ve makul düzenleme ihtiyacı bu açıdan birlikte düşünülmelidir.
Forumda bu konuyu konuşurken şu soruyu da sormak gerekir: Bir kadronun şartlarını karşılayan adayın çalışma ortamının erişilebilir olması için kurumların sorumluluğu ne olmalıdır? Bence bu, yalnızca adayın tercih meselesi değil, çalışma hayatının eşitlik ve erişilebilirlik boyutuyla da ilgili bir konudur.
6. Memuriyet masa başı işten mi ibaret?
Kamu memurluğunun rahat ve tamamen masa başında geçen bir çalışma hayatı olduğu düşünülür. Fakat bu, bütün kadrolar için geçerli değildir.
Büro personeli ağırlıklı olarak bilgisayar, belge, yazışma ve kayıt işlemleriyle ilgilenebilir. Buna karşılık bazı destek hizmetlerinde hareketlilik daha fazla olabilir. Danışma veya vatandaşlarla iletişimin yoğun olduğu birimde çalışan personelin gün içinde daha fazla insanla görüşmesi gerekebilir.
İşin niteliğini değerlendirirken dört ayrı başlığa bakmak faydalıdır:
- Fiziksel koşullar: Uzun süre oturma veya ayakta kalma, bina içinde hareket etme ve iş yerinin fiziksel erişilebilirliği.
- Zihinsel yük: Dikkat gerektiren kayıt işlemleri, yoğun evrak takibi ve aynı anda birden fazla işi yönetme ihtiyacı.
- Sosyal yük: Vatandaşlarla, çalışma arkadaşlarıyla ve yöneticilerle iletişim kurma sıklığı.
- Kurumsal düzen: Çalışma saatleri, görev dağılımı, ulaşım imkânları ve birimin iş yoğunluğu.
Örneğin bilgisayar başında çalışan bir personelin fiziksel hareket ihtiyacı daha az olabilir; ancak gün boyu dikkatini koruması ve hata yapmadan kayıt tutması beklenebilir. Vatandaşlarla iletişim kuran bir personel ise daha hareketli bir iş ortamına sahip olabilir, fakat iletişim ve problem çözme becerilerini daha fazla kullanabilir.
Bu nedenle “Hangi kadro daha rahat?” sorusuna tek bir cevap vermek yerine “Benim ihtiyaçlarıma, becerilerime ve günlük yaşamıma hangi kadro daha uygun?” sorusunu sormak daha sağlıklıdır.
7. Erkekler ve kadınlar tercih yaparken nelere dikkat etmeli?
Meslek seçimini cinsiyete göre kalıplara ayırmak doğru değildir. Erkeklerin tamamı fiziksel işlere, kadınların tamamı ise insan ilişkilerinin yoğun olduğu görevlere yönelmez. Her bireyin becerileri, beklentileri, sağlık koşulları ve ailevi sorumlulukları farklıdır.
Bununla birlikte adayların yaşam koşulları tercihlerini etkileyebilir. Örneğin başka bir şehirde yaşamaya hazır olan bir aday, daha geniş bir tercih alanına sahip olabilir. Ailesine yakın kalmak isteyen veya düzenli sağlık hizmetine erişimi önemseyen bir aday içinse görev yerinin konumu daha belirleyici olabilir. Bu durum hem kadın hem erkek adaylar için geçerlidir.
Bazı adaylar için maaş, ulaşım masrafı ve ekonomik bağımsızlık ön plandayken bazıları için erişilebilir bina, destekleyici çalışma ortamı ve sosyal hayata katılabilmek daha önemlidir. Çoğu kişi açısından bu beklentiler bir arada bulunur.
Örneğin İstanbul'da ailesiyle yaşayan bir adayın başka bir şehirde atanması, ilk bakışta memuriyet hedefine ulaşmak anlamına gelebilir. Ancak kira, ulaşım, sağlık hizmetlerine erişim ve aile desteğinden uzak kalma gibi etkenler gerçek yaşam maliyetini artırabilir. Öte yandan bulunduğu şehirde atanmak, günlük yaşamı ve sosyal desteği korumasını kolaylaştırabilir.